Uzaktaki Ödül Neden Küçük Görünür ve Ne Yapılabilir
Uzun vadeli hedeflerde zorlanmanın sebebi irade zayıflığı değil, zamanın algılanma biçimi. Bu eğilimi dengelemenin yolları.
Nehir Soylu 3 dk okuma
Uzun vadeli hedeflerin en can sıkıcı özelliği, ödüllerinin çok geç gelmesidir. Bir dil öğrenmeye başlayan kişi, çabasının karşılığını aylar sonra görür. Tasarruf yapan biri, biriktirdiği paranın anlamını yıllar sonra fark eder. Buna karşılık vazgeçmenin ödülü anındadır: bugün çalışmamak bugün rahatlatır. İnsan zihni bu iki ödülü aynı terazide tartmaz ve neredeyse her zaman yakın olanı büyük gösterir. Bu eğilim bilinmediğinde kişi kendini iradesiz sanır; oysa mesele irade değil, zamanın algılanma biçimidir.
Uzaktaki ödül neden küçülür
Gelecekteki bir kazanç, zihinde bugünkü değerinden daha düşük bir karşılığa indirgenir. Bugün alınacak yüz lira ile bir yıl sonra alınacak yüz lira arasında seçim yapması istenen çoğu insan bugünü seçer; üstelik bir yıl sonrası için önemli ölçüde daha fazlası teklif edilse bile tereddüt eder. Buna zamansal değersizleşme denir ve tamamen normaldir. Uzaktaki ödülün gerçekleşme ihtimali daha belirsizdir, dolayısıyla bir miktar iskonto mantıklıdır.
Sorun, bu iskontonun mantıklı bir orandan çok daha sert olmasıdır. Özellikle ödül gerçekten çok yakınsa değer aniden yükselir. Bir hafta sonrasıyla iki hafta sonrası arasında büyük bir fark hissedilmezken, şimdi ile bir saat sonrası arasındaki fark devasa görünür. Bu dengesizlik, sabahtan yapılan planların akşam bozulmasının da temel sebebidir. Plan kurulurken iki seçenek de uzaktadır ve akılcı olan seçilir; an geldiğinde ise yakın seçenek şişer.
Bekleyebilmek tek başına bir erdem değil
Ödülü erteleyebilme kapasitesi sıkça bir karakter özelliği gibi anlatılır, ama tabloyu tamamlayan iki unsur daha var. Birincisi güvendir. Söz verilen ödülün gerçekten geleceğine inanmayan biri için beklemek akılcı değildir. Vaatlerin sık sık boşa çıktığı bir ortamda büyüyen ya da çalışan kişi, eldekini almayı tercih eder ve bu, sabırsızlık değil isabetli bir risk hesabıdır.
İkincisi ortamdır. Cazibenin sürekli göz önünde olduğu bir düzende direnmek, cazibenin uzakta olduğu bir düzende direnmekten kat kat zordur. Bekleyebilen insanların çoğu, aslında daha güçlü iradeye sahip olduğu için değil, kendilerini daha az sınadıkları için başarılıdır. Bu ayrım pratikte çok önemlidir; çünkü irade geliştirmek zordur, ortamı değiştirmek görece kolaydır.
Uzak hedefi yakınlaştırmanın yolları
Birinci yol, ödülü parçalamaktır. Bir yıl sonra görülecek sonuç, aylık ya da haftalık ara işaretlere bölündüğünde her parça kendi küçük tatminini üretir. Bu, hedefi kolaylaştırmak değil, geri bildirim aralığını kısaltmaktır. İnsanlar ilerlediklerini gördüklerinde devam eder; ilerlemeyi göremediklerinde çabanın boşa gittiğini düşünür.
İkinci yol, geleceği somutlaştırmaktır. Uzaktaki hedef soyut olduğu ölçüde zayıftır. Ne kazanılacağının ayrıntısıyla düşünülmesi, o ödülü zihinde bugüne yaklaştırır. Aynı sebeple, bugün vazgeçildiğinde ileride neyin kaybedileceğini düşünmek de dengeyi değiştirir.
Üçüncü yol, kararı önceden vermektir. Kararın anında verilmesi, en zayıf anda verilmesi demektir. Oysa aynı karar bir gün önce, sakin bir zihinle verildiğinde çok daha isabetli olur. Haftalık planlar, önceden hazırlanmış çalışma zamanları ya da otomatik yapılan tasarruf talimatları bunun günlük hayattaki karşılığıdır. Hepsinin ortak mantığı, seçimi an gelmeden kilitlemektir.
Sabır ile inatçılığı ayırmak
Bir uyarı da gerekiyor. Ödülü ertelemek her zaman doğru değildir. Sürekli erteleyen, hiçbir kazancın tadını çıkarmayan bir yaklaşım da kendi bedelini üretir; hayat sadece gelecekte yaşanacak bir şeye dönüşür. Ayrıca beklenen ödülün hiç gelmeyeceği durumlar vardır ve bunlarda beklemek sabır değil, yanlış bir bahse tutunmaktır.
Ayırt edici soru şudur: beklerken elde edilen bir birikim var mı? Öğrenilen bir beceri, kurulan bir ilişki, atılan bir temel varsa, sonuç gecikse bile süreç değer üretiyordur. Hiçbir şey birikmiyor ve yalnızca bir gün gelecek olan sonuç için katlanılıyorsa, hedefin kendisini gözden geçirmek gerekir.
Uzun vadeli hedeflerde başarılı olanların ortak yanı, olağanüstü bir dayanma gücü değildir. Çoğu, kendini az sınayan bir düzen kurmuş, ilerlemesini görünür kılmış ve kararlarını an gelmeden vermiş kişilerdir. Sabır burada bir kas değil, iyi kurulmuş bir düzenin doğal sonucudur.